Haberler
  • YENİ MEDENİ KANUNU NELER GETİRDİ

    İsviçre'nin Necuchâtel Kantonundan tercüme yoluyla hukukumuza kazandırılan ve 1927 yılından bu yana kullandığımız 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerini 452 maddeden oluşan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa bırakıyor. Böylece üzerinden yüz yıla yakın süre geçmiş olan, özel hukuk usulüne dair temel kanunumuz uzun zamanlı bir çalışmanın sonunda farklı dönemlerdeki siyasal iktidarların kurucu katkılarının ortak ürünü olarak çağın ihtiyaçlarına daha uygun bir kanunla değiştiriliyor.

    Hukuk Usulü Kanunundan öncelikle beklenen yargının daha hızlı, daha basit ve daha ucuz bir şekilde maddi gerçeğe ulaşması için gerekli kanuni alt yapıyı sağlaması ve güç odakları karşısında güçsüz olan bireyin korunmasına dair bir anlayışı öne çıkartmasıdır. 1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni kanununun bu amaçların gerçekleşmesini sağlamasını umuyoruz.

    Elbette her yeni beraberinde bazı zorlukları getirecektir. Bilgilerin güncellenmesi önemli bir gerekliliktir. Ancak en önemli ve aşılması en uzun zamanı alabilecek olan zorluk anlayışların ve alışkanlıkların değiştirilmesidir. Anlayış ve alışkanlıkların değişmesine katkı sağlamak ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun neler getirdiği ve önceki kanundaki hangi düzenlemeleri koruduğunu çok yüzeyselde olsa derleyecek olursak;

    Görev ve Yetki: Görev ve yetki 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1 ila 23. Maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yeni kanunda görevle ilgili esaslı bir yenilik yapılmamış, kısmi davada alacağın saklı tutulan kısmı da nazara alınarak görevli mahkemenin belirlenmesinde olduğu gibi tartışmalı konunlar için açıklık getirilmiştir. Meclisten geçen kanunun son şekline göre asliye hukuk mahkemesinin görevi asıldır. Sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisnaidir ve bu istisnaların neler olduğu da kanunda belirtilmiştir. Bunun sonucu olarak artık görev sınırı kavramı ortadan kalkmıştır. Sulh hukuk mahkemesinin görevine girmeyen ve kanunların başka mahkemelere bırakmadığı tüm davalar doğrudan asliye hukuk mahkemesinde görülecektir.

    Kira uyuşmazlıkları bakımından Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanı genişletilmiştir.

    Kanunun 17. Maddesine göre yetki konusunda sadece tacirler ve kamu tüzel kişileri arasında yetki sözleşmesi yapılabilmesi kabul edilmiştir. Böylece bankalar, tüketiciler ile yapacakları her türlü sözleşmelerde, yetkisiz bir mahkemeyi yetkili hale getiremeyecek, tüketiciyle yapılan sözleşmelerdeki yetki kuralı da geçersiz sayılacaktır.

    Tacirler ve kamu tüzel kişileri uyuşmazlıkları için bir ya da birden fazla mahkemeyi yetkili kılabilecekler, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemede açılabilecektir. Böylece tacir veya kamu tüzel kişileri bakımından olumsuz yetki sözleşmesi yapılabilmesinin önü açılmıştır. Haksız fiilden doğan davalardan haksız fiilin gerçekleştiği yer yanında zararın gerçekleştiği yerde yetkili kılınmıştır. Kanunun 20. Maddesine göre; görevsizlik ve yetkisizlik kararlarında karar kesinse karar tarihinden başlayarak süresinde kanun yoluna başvurulmadığından kesinleşmemişse, sürenin dolmasından itibaren kanun yoluna başvurulup başvuru reddedilmişse, ret kararının tebliğ tarihinden itibaren (daha önce olduğu gibi 10 gün değil) iki hafta içinde dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini istenmesini gerekecektir. Aksi halde, mahkeme davayı açılmamış sayacaktır. 22. Maddeye göre; İlk derece mahkemeleri arasında ki yetki uyuşmazlıklarının çözümü Bölge Adliye Mahkemelerinde, Bölge Adliye Mahkemeleri arasında ki yetki uyuşmazlıklarının çözümü Yargıtay'da karara bağlanacaktır.

    Dava Şartları: 116. Maddeyle ilk itirazların sayısı azaltılmıştır. Daha önce ilk itiraz olan derdestlik dava şartı haline getirilmiştir. Davaların birleştirilmesi talebi ilk itiraz olmaktan çıkartılmıştır.

    Avans Ödemesi: Kanunun 120. Maddesiyle gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçmek amacıyla her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecekolan yargılama giderlerinin dava açılırken davacı tarafça avans olarak mahkeme veznesine yatırılması benimsenmiştir. Avansın yeterli olmadığının anlaşılması halinde, mahkeme, eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verecektir.

    Taraf Değişikliği: Doktrinde kabul edilmesine rağmen uygulamada kabul görmeyen iradi taraf değişikliği yeni kanunla kabul edilmiştir. Kanunun 124. Maddesine göre bir davada karşı tarafın açık rızası ile taraf değişikliği mümkün olacaktır. Fakat maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilebilecektir.

    Ön İnceleme: Usul hukukumuza giren önemli yeniliklerden biriside ön incelemedir. 137 ve devamı maddelerinde yapılan düzenlemeyle yıllarca süren yargılamadan sonra mahkemenin görevsizlik ya da yetkisizlik kararı vermesi, yada zamanaşımı gerekçesiyle davayı reddetmesi gibi sıklıkla rastlanan durumlara son verilmesi amaçlanmıştır. Mahkeme; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapacağı ön incelemede dava şartlarını ve ilk itirazları inceleyecek, uyuşmazlık konularını tam olarak belirleyecek, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapacak, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe teşvik edip ve bu hususları tutanağa geçirecektir. Mahkeme ön inceleme için gerekli görürse duruşma günü tespit ederek taraflara bildirecektir. Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinleyerek tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tespit ettikten sonra ön incelemeyi tek duruşmada tamamlanacaktır. Zorunlu hallerde bir defaya mahsus yeni bir duruşma günü tayin edilecektir.


    İspat ve Deliller: Hukuk Muhakemeleri Kanunuyla belge kavramıyla senet kavramı birbirinden ayrılmıştır. Örneğin elektronik ortamdaki veriler doğrudan senet olmamakla birlikte belgedir. Güvenli elektronik imza ile oluşturulan belgeler doğrudan senet olmamakla birlikte senet kuvvetinde olacaktır.

    Yeni kanunda tamamlayıcı yemin kabul edilmemiştir. Takdiri delillerle ispatın mümkün olduğu hallerde hâkimin kanaatini yemin ile değil diğer delillerle tamamlaması kabul edilmiştir. Daha önce ''Allah'ım ve namusum üzerine yemin ediyorum'' diye yapılan yemin, artık kanunun 223. Maddesine göre ''Namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum'' denilerek yapılacaktır.

    Keşfin sadece taşınmazlara ilişkin olmadığı kanunda vurgulanmış keşfe katlanma zorunluluğu düzenlenmiştir.

    Yargılama Usulleri: Yeni kanunda seri ve sözlü yargılama usullerine yer verilmemiştir. Kanunun 316. maddesine göre kanunlarda açıkça belirtilenler dışında,

    a) Sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren dava ve işler.

    b) Doğrudan dosya üzerinden karar vermek konusunda kanunun mahkemeye takdir hakkı tanıdığı dava ve işler.

    c) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri ile deniz raporlarının alınması, dispeççi atanması talepleri ve bunlara karşı yapılacak olan itirazlar.

    ç) Her çeşit nafaka davaları ile velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler.

    d) Hizmet ilişkisinden doğan davalar.

    e) Konkordato ve sermaye şirketleri veya kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin açılacak davalar.

    f) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler.

    g) Diğer kanunlarda yer alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işler.


    Basit yargılama usulüne tabii olacaktır. Basit yargılama usulünde davaya cevap süresi iki hafta olarak düzenlenmiştir. 317. Maddeyle sadece dava ve cevap dilekçesi şeklinde bir işleyiş benimsenmiş, cevaba cevap ve ikinci cevap verilemeyeceği vazolunmuştur. Basit yargılama usulünde ön inceleme ve tahkikat aşamaları birleştirilmiş, kural olarak üç duruşmada yargılamanın sonra erdirilmesi amaçlanmıştır.

    Hâkimin Bakamayacağı Davalar ve Reddi: Hakimin, davaya bakmaktan yasaklı olduğu hallerin kapsamı genişletilmiş, hakim önceki hususlar yanı sıra nişanlısının davasına bakmaktan da yasaklanmıştır.

    Reddi hakim talebinin, kötü niyetle yapıldığının anlaşılması ve esas yönünden kabul edilmemesi halinde, talepte bulunanların her biri, 500 TL'den 5 bin TL'ye kadar disiplin para cezasına mahkum edilecektir.

    Hakimlerim Hukuki Sorumluluğu: Kanunun 46 ve devamı maddelerine göre hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı devlet aleyhine Yargıtay'da tazminat davası açılabilecektir. Kayırma, taraf tutma veya taraflardan birine olan kin veya düşmanlık, sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle, farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması, duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmesi, duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmesi, hakkın yerine getirilmesinden kaçınılması durumlarında tazminat davası yoluna gidilebilecektir. Tazminat davasının açılması, hâkime karşı bir ceza soruşturmasının yapılması ya da mahkûmiyet şartına bağlı olamayacaktır.

    Devlet ödediği tazminatı, sorumlu hâkime ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde rücu edecektir.

    Hâkimlerin kusurlu davranışları nedeniyle devlet tarafından hâkime karşı açılacak rücu davalarıyla devlet aleyhine açılan tazminat davaları ile Yargıtay'da görülecektir.

    Hâkim hakkında açılacak dava esastan reddedilirse davacı, 500 TL'den 5 bin TL'ye kadar disiplin para cezasına mahkûm edilecektir.

     Davaya Vekâlet: Vekâletname onaylama yetkisi münhasıran noterlere verilmiştir. Resmi dairelerin yetkili amirleri tarafından avukatlara verilen temsil belgelerinin onaylanması gerek bulunmamaktadır. Avukata açık yetki verilmesi gereken durumlar yeni kanunda da geniş tutulmuştur. 74. maddeye göre, ancak açıkça yetki verilmesi halinde, avukat; hâkimi reddedebilecek, davanın tamamını ıslah edebilecek, yemin teklif edebilecek, haczi kaldırabilecek, tahkim ve hakem sözleşmesi yapabilecek, iflâs anlaşması, sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulanabilecektir. Avukat; ayrıca, yine özel yetki verilmesi durumunda davadan veya kanun yollarından feragat edebilecek, karşı tarafın davasını kabul edebilecek, yargılamanın iadesi yoluna gidebilecek, hâkimlerin fiilleri sebebiyle devlet aleyhine tazminat davası açabilecektir.

    Avukat, duruşma sırasında uygun olmayan tutum ve davranışta bulunursa, hakim tarafından uyarılacak; avukat uyarıya uymaz ve fiil disiplin suçu veya adli suç teşkil eder nitelikte görülürse olay, duruşma salonunda bulunan kişilerin kimlik bilgileri ve adresleri yazılarak tutanağa geçirilecek ve duruşma ertelenecektir. Mahkeme, avukat hakkında gerekli yasal işlem yapılmak üzere, bağlı olduğu baroya bildirimde bulunacaktır.

    Teminat Gösterme: Davalı tarafın muhtemel yargılama giderlerini karşılayacak uygun bir teminat göstereceği halleri düzenleyen 84. maddeye göre, Türkiye'de mutat meskeni olmayan Türk Vatandaşları ile borçları nedeniyle ödeme güçlüğü içinde olan davacıların teminat göstermeleri gerekecektir.

    Davacının adli yardımdan yararlanması, yurt içinde istenen teminatı karşılamaya yeterli taşınmaz malının veya ayni teminatla güvence altına alınan bir alacağının bulunması, 18 yaşını doldurmayan kişilerin menfaatini korumaya yönelik dava açılması durumlarında ise teminat aranmayacaktır.

    Süreler: Daha önce olduğu gibi, sürelerin kanunla veya hâkim tarafından belirlenmesi benimsenmiştir. Ancak hâkim, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, süreleri artıramayacak veya eksiltemeyecektir.

    Eski Hale Getirme: Önce ki düzenlemede de yer verildiği gibi elde olmayan nedenlerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde işlemi yapamayan kimse, ''eski hale getirme'' talebinde bulunabilecektir. İşlemin, süresinde yapılamamasına neden olan engelin ortadan kalkmasından itibaren, iki hafta içinde talepte bulunulabilecektir. İlk derece ve istinaf yargılamalarında, en geç nihai karar verilinceye kadar ''eski hale getirme'' talebinde bulunmak mümkün olacaktır. ''Eski hale getirme'' talebi, yargılamanın ertelenmesini gerektirmeyecektir.

    Adli Tatil: Daha önce olduğu gibi adli tatil, her yıl 1 Ağustosta başlayacak, 5 Eylülde sona erecektir.

    Kısmi Dava: Daha önce olduğu gibi davanın açıldığı tarihte, alacağın miktarını ya da değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hallerde; alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilecektir.

    Elektronik Ortamda Dava Açılabilecek: Kanunun 445. Maddesiyle Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla, avukat ve vatandaşlar adliyeye gitmeden elektronik ortamda güvenli elektronik imza kullanarak dava açabilmelerinin, kanuni alt yapısı yeni kanunda sağlanmıştır.

    Gün Sonu Kavramı: Tatil saati ve çalışma saati'' kavramı yerine, ''gün sonu'' kavramı kabul edilmiş böylece UYAP sisteminin 24 saat kullanılması benimsenmiştir.

    Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası: 149. Maddeyle modern teknoloji ve Ulusal Yargı Ağı Projesinin (UYAP) sağlayacağı imkanlarla duruşmaya gelemeyenlerin, internet ve telekonferans gibi yöntemlerle bulundukları yerden duruşmaya katılabilmelerine de imkân sağlanmıştır. Mahkemeler, tarafların kendilerinin veya vekillerinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine izin verebilecektir. Tanık, bilirkişi veya taraflardan biri, başka bir yerden elektronik araçlarla dinlenebilecektir.

    Duruşmanın Düzeni: 151. Maddeye göre hâkim, duruşmanın düzenini bozan kimseyi, bunu yapmaktan men edecek ve gerekirse avukatlar hariç, derhal duruşma salonundan çıkarılmasını emredecektir. İhtara rağmen mahkemenin düzeninin bozan kişi, uygun olmayan söz söylemeye devam ederse yakalanacak ve hakkında 4 güne kadar disiplin hapsi uygulanacaktır.

    Uzman Görüşü: Ceza Muhakemesi Kanununda ki uygulamaya paralel bir düzenleme ile 293. maddede bilirkişilik kurumundan farklı olarak taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak uzmanından mütalâa alınabilecek bu kişi hâkim tarafından uygun görülürse duruşmada dinlenebilecektir.

    Kayıt ve Yayın Yasağı: Duruşma sırasında fotoğraf çekilemeyecek ve hiçbir şekilde ses ve görüntü kaydı yapılamayacaktır. Ancak, dava dosyasında saklı kalmak kaydıyla yargılamanın zorunlu kıldığı hallerde, mahkemece çekim yapılabilecek ve kayıt alınabilecektir. Bu çekim ve kayıtlar ile kişilik haklarını ilgilendiren konuları içeren dava dosyası içindeki her türlü belge ve tutanak, mahkemenin ve ilgili kişilerin açık izni olmadıkça hiçbir yerde yayımlanamayacak, kayıt ve yayın yasağına aykırı davranan kişi hakkında, TCK'nın 6 aya kadar hapis cezasını öngören 286. maddesi uyarınca işlem yapılacaktır. Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller, mahkeme tarafından olayın ispatında dikkate alınmayacaktır.

    Soy Bağının Tespiti İçin Zorla Test Yapılması: Uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmak, ayrıca sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak şartıyla, herkes soy bağının tespiti amacıyla vücudundan kan ve doku alınmasına katlanmak zorunda olacak. Haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması halinde, hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verebilecek.

    Tefhimden Sonra Hâkim Ölürse: Hüküm verildikten sonra, gerekçeli karar imzalanmadan hâkim ölür veya herhangi bir nedenle kararı imzalayamayacak hale düşerse, yeni hakim, hükme uygun olarak gerekçeli kararı yazarak imzalayacak.

    Harcın Ödenmemesi: Taraflar, harcının ödenmiş olup olmamasına bakılmaksızın ilamı her zaman alabileceklerdir. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyecek.

    Sulh: 313. Maddede sulh ''görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşme'' şeklinde tanımlanmıştır. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda olabilecek, dava konusunun dışında kalan konular da sulhun kapsamına dâhil edilebilecektir. Sulh, şarta bağlı olarak ve hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilecektir. Sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrar tarafları bağlamayacaktır.

    Adli Yardım: Kamu yararına faaliyette bulunan dernek ve vakıflar ile kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, haklı oldukları yolunda kanaat uyandırmak kaydıyla, adli yardımdan yararlanabilecekler. Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri, karşılıklılık şartına bağlı olacak. Adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında yanlış bilgi verdiği ortaya çıkarsa, adli yardım kaldırılacak. Adli yardımdan yararlanan kişi için atanan avukatın ücreti Hazinece ödenecek.

    Gerekçeli Karar: Yasada, mahkemelerin iş yoğunluğu ve bazı başkaca nedenler gerekçe gösterilerek, hüküm verildikten sonra gerekçeli kararın yazılmasının geciktirilmesini önlemek için de düzenleme yapılarak, ''Gerekçeli kararın yazıldığı tarih'' de ''kararda yer alacak unsurlar'' içine alınmıştır. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı gerçek kişilerin kimlik numaralarının da karara yazılması benimsenmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemeleri: İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilecektir. Bölge Adliye Mahkemesi, hukuk dairelerinde karşı dava açılamayacak, davaya müdahale talebinde bulunulamayacak, davaların birleştirilmesi istenemeyecektir. Bölge Adliye Mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesince ortaya konulmayan iddia ve savunmalar istinaf mahkemesinde dinlenemeyecektir. Ancak, usulüne uygun gösterildiği halde, bölge adliye mahkemesince incelenmeden reddedilen deliller, bu mahkemelerde incelenebilecektir.
    Temyiz edilemeyen kararlar: Bölge adliye mahkemelerinin şu kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamayacaktır:

    -Miktar veya değeri 25 bin TL'yi geçmeyen davalara ilişkin kararlar.

    -Özel kanunlarda Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar.

    -Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine ilişkin kararlar.

    -Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar.

    -Soy bağına ilişkin sonuçlar doğuran davalar hariç, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarla ilgili kararlar.

    -Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar.

    Kanun Yararına Temyiz: Kanunun 363. Maddesine göre; ilk derece mahkemelerinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş kararlara karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek, Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilecek. Temyiz talebi Yargıtay'ca yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulacak. Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayacak. Temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı anlaşılırsa, temyizi yapan taraf, yargılama giderlerini ve karşı tarafın avukatlık ücretini ödemeye mahkûm edilecektir.

    Çekişmesiz Yargı: Ergin kılınma, ad ve soyadın değiştirilmesi, henüz evlenme yaşında olmayanların evlenmesine izin verme, yeniden evlenmede bekleme süresinin hâkim tarafından kaldırılması, terk eden eşin ortak konuta davet edilmesi, eşlerden birinin, evlilik birliğini tek başına temsil etmede yetkili kılınması, aile konutuyla ilgili işlemler için diğer eşin rızasının sağlanamadığı hallerde hâkimin müdahalesinin istenmesi, sağ kalan eşe aile konutu üzerinde ve ev eşyası üzerinde mülkiyet veya intifa hakkı tanınması, mal ortaklığında eşlerden birinin mirası reddine izin verilmesi, ana babaya çocuğun mallarından bir kısmını çocuğun bakım ve eğitimi için sarf etme izninin verilmesi, velayetin kaldırılması gibi davalar 382. maddeye göre çekişmesiz yargı içinde düzenlenmiştir. Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlara karşı hukuki yararı bulunan ilgililer, özel kanuni düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabileceklerdir.

    Sonuç olarak; yargı erkinin daha verimli  ve hızlı çalışması için aksayan yerlerde gerekli değişiklerin yapılması, uzun zamandan bu yana beklenmekteydi. Nihayet umut veren değişiklikler gerçekleşti. Her biri çok daha ayrıntılı çalışmalara konu olabilecek bu değişiklikler zamanla uygulandıkça daha iyi yorumlanacak ve anlaşılacaktır.

    6100 Sayılı Hukuk Usulü Kanunun iyi uygulayıcılar elinde milletimizin adalet hizmetini daha kısa sürede ve daha adil bir şekilde almasına, ülkemizde ki hukuk standartlarının yükselmesine katkı sağlayacağını umuyorum.

  • YENİ TİCARET KANUNU

    Yasa, eski ve yeni ticaret kanunu hükümlerinin hangi hallerde uygulanacağını belirliyor. Yasa, yeni Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girmeden önce kurulmuş olsalar bile ticari ilişkilerden kaynaklanan itilaflar yönünden yeni kanun hükümlerinin uygulanması öngörülüyor.

    Türk Ticaret Kanunu'na en çok emeği geçenlerden biri olan Türk Ticaret Kanunu Komisyonu Başkanı Ünal Tekinalp Bloomberg HT'de Açıl Sezen'in sorularını yanıtladı. İşte telefonla canlı yayına konuk olan Tekinalp'e yöneltilen sorular ve yanıtları...

    AÇIL SEZEN: Yıllar önce sizinle bir televizyon programı yapmıştık ve o televizyon programında bu yasanın neler içereceğini anlatmıştınız. Üzerinde yaklaşık 10 yıllık bir emek olduğunu biliyoruz. Bugün bu yasa geçti ve bu yasanın içeriği ve aslında getirileri konusunda ilk görüşü alınması gereken isim sizsiniz. ÜNAL TEKİNALP: Teşekkür ediyorum. Ben şu an Münih'teyim. Ve dün kanunun geçişini buradan zaman zaman telefonla takip edebildim. Çok memnunum. Fakat bu buruk bir memnuniyet. Onu da söyleyeyim. Sebep şu: Komisyonun ve benim çok önem verdiğimiz, halka da bir angaje olduğumuz internet sitesi maalesef normal yürürlükten bir sene sonra yürürlüğe gidecek. Bu beni biraz buruk bir duruma bıraktı. Onu da başlangıçta söylemek isterim. Çünkü biz esasında şeffaflığın herkes için büyük bir güvence olduğu görüşündeyiz. Ve Türkiye'de de küçük- büyük, açık- kapalı bütün şirketlerin rekabet gücünün ancak şeffaflıkla sağlanabileceği görüşündeyim. Ama bazı çevreler buna itibar etmiyorlar. Ve dün bir erteleme oldu. Başlangıçta bunu belirtmek isterim.

    VİDEO İÇİN TIKLAYIN

    "KÜÇÜK PAY SAHİBİ VE YATIRIMCI ÇOK İYİ BİR BİÇİMDE KORUNACAK" AÇIL SEZEN: Hocam çok kısaca bir de halka açık şirketlerle ilgili düzenlemenin içerisindeki noktaları kısaca aktaralım. Borsa yatırımcıları için de büyük önem taşıyor

    ÜNAL TEKİNALP: Bu erteleme dışında yalnız halka açık şirketlerle değil bütün şirketlerle ilgili olarak en önemli değişiklik bu şirketlerin uluslararası denetleme standartlarına göre denetlenecek olmasıdır. Bu denetleme de adım adım bir denetleme olacaktır. En büyük yeniliklerden bir tanesi uluslararası finansal raporlama standartlarının özdeşi olan Türkiye Muhasebe Standartları ve Raporlama Standartları taklit edilecektir. Küçük pay sahibi ve yatırımcı çok iyi bir şekilde korunacaktır. Bunlar tabii ki bazıları Temmuz 2010'de internet sitesi de Temmuz 2013'te yürürlüğe girecektir.

    Yeni Borçlar Kanunu'nun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden jet hızıyla geçmesinin ardından bugün de Meclis'in gündemine Yeni Türk Ticaret oturdu.
    Neredeyse tüm borç ilişkilerini yeniden düzenleyen Borçlar Kanunu'nun ayrıntıları kadar Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) da ayrıntıları çok önemli.
    Çünkü yeni Türk Ticaret Kanunu da ticaretin tüm kurallarını ve ticaret oyununun kitabını yeniden yazıyor.

    Yıllardır büyük bir sabırsızlıkla beklenen Yeni TTK'nın ticari yaşama neler getirip neler götürdüğünü HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ olarak konunun uzmanlarına sorduk. İşte hukukçuların gözüyle ticarette oyunun yeni kuralları...

    TEK KİŞİ ANONİM ŞİRKET KURABİLECEK

    İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abuzer Kendigelen yeni TTK hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun öncekinden 80 madde daha fazla olduğuna dikkat çeken Kendigelen, önceki kanunun bin 475, yeni kanunun ise yapılan değişiklerle birlikte bin 535 maddeden oluştuğunu kaydetti. Yeni kanunda 600 yeni hükmün bulunduğu ifade eden Kendigelen, eski kanunun 5 ayrı kitaptan oluştuğunu fakat yeni düzenlemelerle bu sayının 6'ya çıktığına işaret etti. Yani bu kitaplara ek olarak Taşıma Hukuku bağımsız ve özel bir kitap olarak yerini aldı. Abuzer Kendigelen'in verdiği bilgiye göre 685 maddenin de sadece dili daha anlaşılır bir hale getirilmek suretiyle güncelleştirildi. Geriye kalan 250 civarında madde ise yeniden kaleme alındı veya değiştirildi.
    Getirilen yeni düzenlemeyle tek kişi anonim ve limited ortaklığına imkan tanıyor. Bu en göze çarpan değişiklik olarak öne çıkıyor. Çünkü daha önceki düzenlemeye göre limited şirket kurabilmek için en az 2, anonim şirket kurabilmek için ise en az 5 ortağın bir araya gelmesi gerekiyordu. Böylece AB müktesebatına uygun bir değişiklik yapılmış oldu.

    BAĞIMSIZ DIŞ DENETİM
    Ayrıca, anonim şirketlerde bugüne kadar iç denetim söz konusuydu ve sağlıklı bir denetim yapılıp ilgililer yeterince bilgilendirilemiyordu. Değişiklikle bunun yerin 'bağımsız dış denetim' getirildi. Bu düzenleme azınlık ortaklıklar için çok büyük öneme sahip. Çünkü bilgi paylaşımı daha sağlıklı bir zemine oturmuş oluyor. Devlet için de, vergi denetimi anlamında, artı bir değer. Kısacası tüm ilgililer açısından şeffaflaşma anlamında önemli bir düzenleme.

    İNTERNET SİTESİ KURMA ZORUNLULUĞU
    Bu düzenlemlerle profesyonel yönetim anlayışının şirketlere yansıtılması hedefleniyor. Şu aşamada yaklaşık 100 bin anonim, 1 milyon anonim şirket sayısı olduğu düşünüldüğünde bu şirketlerin kendilerin çeki düzen vermesi gerekecek. Ve bu kadar sayıdaki şirketlerin de 'internet sitesi' kurması ve kamuoyunu aydınlatması zorunlu hale gelecek. Özellikle tasarının 1524'üncü maddesi her sermaye şirketinin (anonim, limited) bir internet sitesi kurmasını ve öngörülen hükümleri paylaşmasını içeriyor. Tabi, ticari sır niteliği taşıyan bilgiler paylaşım dışı kalacak.

    İNTERNETTEN YÖNETİM KURULU TOPLANTISI
    Prof. Dr. Kendigelen'e göre elektronik işlemler ticari hayatımızın vazgeçilmezi olacak. Yani bazı ihbarların elektronik ortamdan gönderilmesinin yanısıra elektronik ortamda genel kurul ve yönetim kurulu toplantıları da yapılabilecek. Ve bu toplantılarda bağlayıcı kararlar alınması söz konusu olabilecek. BORSA ŞİRKETLERİ ZORUNLU OLACAK!
    Pay senetleri borsaya kote olmuş şirketler de elektronik ortmda genel kurul yapılması zorunlu hale geliyor. Yani milyonlarca ortak bir mekana gitmek zorunda kalmayacak ve internet ortamında oy haklarını kullanabilecek. Bu hükme aykırı davranan yöneticiler hakkında da 6 aya kadar hapis veya 100-300 bin TL arasında adli para cezasıyla yargılanabilecek. Kısacası ihbarlar, itirazlar, faturalar, teyit mektubu, toplantı çağrıları vb. elektronik ortamdan yapılabilecek.

    SİGORTA POLİÇELERİ
    Sigorta poliçeleri de artık elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile yapılabilecek.

    TİCARİ SİCİL BANKASI GELİYOR
    Diğer ve en önemli düzenlemelerden bir tanesi ise Ticaret Sicil Gazetesi'nin elektronik ortama taşınıyor olması. Böylece artık yüzlerce sayfalık fiili gazete yerine aranılan bilgilere hemen ulaşılabilecek bir elektronik bilgi bankası oluşacak. Bu şekilde ticari aktörlere ilişkin bilgilere elektronik ortamda 'ticari sicil bilgi bankası' aracılığıyla rahatlıkla ulaşılabilecek.

    HOLDİNGLERE ÖZEL HÜKÜM
    Bu tasarı ile şirketler topluluğuna (Holding) yönelik özel hükümler getirildi. SPK'dan izin almaksızın halktan ortaklık vaadiyle para toplamak cezai müeyyideye bağlandı.

    Bu kapsamda ticaretle ilgilenen herkes bu değişikliklere uyum sağlamak için hem çaba, hem para hem de zaman harcamak zorunda kalacak. Sonuç itibariyle 55 yıllık hantal yapıyı ortadan kaldıracak yeni düzenlemeler gelecek.

    "Buna karşılık kabul edilen hükümlere anlam vermek için 5-10 yıl zaman gerekecek" diyen Prof. Dr. Abuzer Kendigelen, uygulamada bazı sorunların da yaşanabileceğine dikkat çekti. Bu sorunların da yorum farkından kaynaklanabileceğinin altını çizen Kendigelen, şöyle devam etti:
    "Bu Ticaret Kanunu 2005'te Meclis'e gönderildi, 2007'de Adalet Komisyonu'ndan geçti. Yıl 2011! Tasarı durduğu yerde eskidi. Aradan geçen 6 yılda AB müktesabatına uyum sağladığı düşünülen değişiklikler tasarıya yansıtılmadı. Umarım bu değişiklikler yapılır ve eksiklikler giderilir. Hepimiz, gerek hukukçular ve ticari kesim önce bu hukuku öğrenmeye çalışacağız sonra uygulama safhasını çözeceğiz. Tabi bunun içinde uzun bir zaman gerekiyor. Herkesin bu değişikliğe bir an önce adapte olmalı. Artık ticarette yeni bir sayfa açılıyor."
    "ÇOK YETERSİZ"
    İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu ise yapılan değişikleri yetersiz buluyor. Yeni düzenlemerin birçok aksak tarafının olduğuna işaret eden Moroğlu, "Nasıl oluyor da akşamdan sabaha bu kadar kapsamlı bir kanun çıkabiliyor" diyor. En az 300-400 maddede aksaklıkların bulunduğunu kaydeden Pro. Dr. Moroğlu'na göre bu maddeler çelişkilerle dolu ya da yetersiz ifade içeriyor. Moroğlu, yazdığı bir kitapla bu düzenlemelere ilişkin aksaklıklara dikkat çekmiş. Ve bunun üzerine 100 madde üzerinde yeterli olmayan fakat gerekli değişikler kısmen yapılmış. Fakat Moroğlu'na göre daha düzeltilmesi gereken onlarca madde bulunuyor.

    Moroğlu'nun verdiği bilgilere göre, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı T.C. Adalet Bakanlığı’nca 8 Aralık 1999 tarihinde oluşturulan Ticaret Kanunu Komisyonu tarafından beş yıllık bir çalışma sonucunda hazırlanmış ve 24 Şubat 2005 tarihinde kamuoyunun değerlendirmesine sunuldu. Tasarı, "Başlangıç" hükümlerini takiben sırasıyla "Ticari İşletme", "Ticaret Şirketleri", "Kıymetli Evrak", "Taşıma İşleri", "Deniz Ticareti" ve "Sigorta Hukuku" konularını düzenleyen altı kitap ile "Son Hükümler"den ve toplam 1535 maddeden oluşuyor.

    2005 yılı Şubat ayı sonunda Kamuoyuna açıklandıktan sonra, yapılan yoğun eleştiriler üzerine, Tasarı’nın birçok maddesi Türk Ticaret Kanunu Komisyonu’nda, TBMM Adalet Alt Komisyonu'nda ve Adalet Komisyonu’nda düzeltilmiş veya değiştirilmiş olmasına karşın, Tasarı, hâlâ dil ve ifade, sistematik ve içerik bakımlarından çok önemli hatalar, yanlışlar ve yetersizlikler içeriyor.
    Türk Ticaret Kanunu Tasarısı hazırlanırken Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ile dil, sistematik ve içerik bakımlarından uyumlu ve yeterli bir düzenleme yapılmamış.

    "HÜKÜMLER YER DEĞİŞTİRMİŞ"
    Türk Ticaret Kanunu Tasarısı'nda yeralması gereken bir kısım hükümler Borçlar Kanunu Tasarısı’nda ve Borçlar Kanunu Tasarısı’nda yeralması gereken bir kısım hükümler de Türk Ticaret Kanunu Tasarısı'nda yer almış. Ortak konularda da uyumlu ve yeterli düzenleme yapılamamış. Sermaye Piyasası Kanunu ile yeterli uyum sağlamamış. Ve Türk Ticaret Kanunu Tasarısı'nda diğer ilgili kanunlar ile de uyum tam olarak sağlanamamış durumda.

    SİSTEMATİK BOZUKLUK
    Prof. Dr. Moroğlu'na göre, Tasarı’nın sistematiği de bozuk. Bu bozukluk hem yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu’nun bir kısım hükümlerinin olduğu gibi Tasarı'ya aktarılmasından ve hem de yeni düzenlemelerde sistematik konusunda gerekli özenin gösterilmemiş olmasından kaynaklanıyor. Tasarı’da yer almaları için tutarlı bir neden bulunmayan, gereksiz ve adeta yenilik yapma özentisiyle yapılmış düzenlemelere yer verilmiş.

    ANONİM VE LİMİTED ŞİRKET
    Erdoğan Moroğlu şöyle devam etti: "Tasarı’nın 338 inci ve 574 üncü maddelerinin tek kişilik anonim ve limited ortaklığa cevaz veren düzenlemeler yapılmıştır. Anonim ortaklığın en az beş kurucuyla ve limited ortaklığın en az iki ortakla kurulması zorunluluğunun amaca hizmet etmediği, yapay kurucular veya ortaklar alınmasına yol açtığı doğrudur. Ancak, bu kabulün zorunlu sonucu olan düzenlemelerin tam olarak yapılmamış olması önemli bir eksikliktir. Örneğin, şirketin tek kişi ortağıyla ve onun sahibi olduğu diğer şirketlerle, kan ve kayın hısımlarıyla ve onların şirketleriyle ilişkileri; tek ortağın aynı zamanda yönetim kurulu başkanı veya üyesi, ya da tek yönetici olması halinde karar ve icra organları arasındaki ilişkinin, yetki ve görev paylaşımının nasıl olacağı ve şirketin yegâne sahibi olan tek kişi ortağın şirket borçlarından sorumluluğunun şahsi ve sınırsız hale gelmesi gereken durumlar hakkında Tasarı’da bir düzenleme yoktur. "YETERLİ OLGUNLUKTA DEĞİL" Ekonominin hukuki altyapısını oluşturacak olan Tasarı, TBMM Genel Kurulunda görüşülebilecek olgunlukta değildir. Kanunlaştırılmasında acele edilmemeli ve oluşturulacak dar çerçeveli yeni bir Komisyonda gözden geçirilerek düzeltilmelidir." Av.Mehmet AKINCI

  • BEDEL TESPİT VE TESCİL DAVALARI

  • Hukukla İlgili Linkler

  • Sözlerin Özleri

  • Günün Yazısı

  • Hukuk Rehberi

  • Deneme ve Makaleler